Sivasın güneydoğusunda yer alan Divriği, Anadolunun en eski yerleşim ve maden merkezlerinden biri olarak bilinir. Bölge, zengin demir yatakları sayesinde çok eski dönemlerden itibaren iskana sahne olmuş, Hititlerden itibaren demirin işlendiği bir havza haline gelmiştir. Antik ve Orta Cağ kaynaklarında Divriği ve çevresi Aphrike, Abrik, Tephrike gibi adlarla anılmıştır.
Dokuzuncu yüzyılda Tephrike adıyla bilinen bölge, Bizans ile Abbasi dünyası arasında bir sınır ve mücadele alanı konumundaydı. Pavlikan toplulukları Karbeas öncülüğünde burada bir kale şehir kurmuş, bir süre yarı bağımsız bir yapı içinde yaşamıştır. Daha sonra şehir Bizans hakimiyetine girmiş, bir dönem Leontokome adıyla askeri ve idari bir merkez olarak kullanılmış, ardından bölgedeki Ermeni idarelerinin etkisi hissedilmiştir.
On birinci yüzyılda Malazgirt Zaferi sonrasında Divriği, Türklerin kontrolüne girmiş ve Anadolu Selçuklu Devletine bağlı Mengücek Beyliğinin doğu kolunun merkezi olmuştur. İlçe tarihinin en parlak dönemi de bu Mengücek yıllarıdır. Mengücekli Ahmed Şah, on üçüncü yüzyılın ilk yarısında Divriği Ulu Camisini inşa ettirmiş, eşi Turan Melik de camiye bitişik Darüşşifayı yaptırmıştır. Ahlatlı mimar Hürrem Şahın eseri olan bu külliye, taş işçiliği, kapıları ve plan özellikleriyle Türk İslam sanatının zirvelerinden biri kabul edilmektedir.
Mengücek beyliği zayıfladıktan sonra Divriği, sırasıyla farklı Türk beyleri ve idareler tarafından yönetilmiş, sonunda Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde Divriği, Sivas merkezli idari yapı içinde bir kaza ve sancak merkezi olarak yer almış, özellikle demir madenciliği ile öne çıkmıştır. Seyyahların aktardığı bilgilere göre şehirde Türkler, Ermeniler, Rumlar ve Kürtler bir arada yaşamış, bu durum Divriğinin çok kültürlü yapısını güçlendirmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra Divriği, Sivas iline bağlı ilçe merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. Demiryolunun ilçeye ulaşması ve demir cevherinin işletilmeye başlanmasıyla Divriği, maden ve demiryolu ekseninde ekonomik bir canlanma yaşamıştır. Divriği demir yatakları uzun süre ülkenin demir çelik sanayisi için önemli bir kaynak olmuştur. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında ilçe nüfusu artmış, ancak Türkiye genelindeki göç hareketleriyle birlikte özellikle büyük şehirlere yoğun göç vermeye başlamıştır.
Bugün Divriği, hem madenleri hem de sahip olduğu tarihi ve kültürel miras ile tanınan bir Anadolu ilçesidir. Çaltısuyu vadisine bakan yamaçta kurulmuş olan ilçe merkezi, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası ile dünya çapında tanınmakta, bu eser sayesinde kültür turizmi açısından da özel bir konuma sahip bulunmaktadır. İlçenin adı tarih boyunca Aphrike, Tephrike, Abrik, Ebrik, Difrigi, Divrik gibi biçimlerle anılmış, zaman içinde Divriği olarak yerleşmiştir. Bugünkü Divriği, madencilik ve turizmi bir arada barındıran, tarihini ve mirasını korumaya çalışan, aynı zamanda geleceğe dönük yeni bir kalkınma hikayesi yazmaya uğraşan bir ilçe kimliği taşımaktadır.
